Bazen kod yazarken kendimi hâlâ bir şantiye şefi gibi düşünürken buluyorum. İki mesleğin görünüşte hiçbir ortak yanı yok gibi geliyor ama aslında bazı alışkanlıklar birebir taşındı.
Birincisi, kontrol listesi mantığı. Şantiyede bir imalat bitmeden önce kontrol listesindeki her maddeyi tek tek işaretlerdik — malzeme uygun mu, ölçü doğru mu, bağlantı sağlam mı. Şimdi bir sürümü App Store’a göndermeden önce aynı disiplinle hareket ediyorum: ekran görüntüleri güncel mi, versiyon numarası doğru mu, tüm cihaz boyutlarında test edildi mi.
Belirsizlikle çalışmak
Şantiyede hava koşulları, malzeme tedariki, işçi sayısı gibi kontrolüm dışındaki değişkenlerle sürekli plan revize etmek zorunda kalırdım. Yazılımda da benzer bir şey var — App Store incelemesi ne kadar sürecek bilmiyorsun, bir API’nin davranışı beklenmedik şekilde değişebiliyor, kullanıcı geri bildirimleri planını altüst edebiliyor. Belirsizlikle çalışmaya alışkın olmak, panik yapmadan devam edebilmemi sağlıyor.
Fark eden şey
En büyük fark, geri bildirim hızı. Şantiyede bir hatanın sonucunu bazen aylar sonra görüyordunuz. Kodda bir hata yazarsanız, bir kullanıcı birkaç saat içinde çökme raporu gönderebiliyor. Bu hız beni ilk başta ürküttü, şimdi ise seviyorum — hatalarımı çok daha çabuk öğrenip düzeltebiliyorum, üç ay beklemek zorunda değilim.