Yıllarca şantiyede mekanik tesisat işleriyle uğraştım. Kanal, boru, keşif, metraj, ihale dosyaları. İyi de bir işti, kötü değildi. Ama bir noktada fark ettim ki her gün aynı şeyi biraz daha hızlı yapmayı öğreniyorum, yeni bir şey öğrenmiyorum.
Kod yazmaya başlama kararım bir gecede olmadı. Aylarca “acaba” diye düşündüm. Yaşım küçük değildi, elimde bilgisayar mühendisliği diploması yoktu, etrafımda da bu işi yapan kimse yoktu. Tek elimde olan şey akşamları boş vakit ve inatçı bir merakdı.
Neden iOS
Web’i de düşündüm açıkçası, ama telefonumda her gün kullandığım uygulamalar beni daha çok çekiyordu. Bir de kızım doğduktan sonra bebek takibi için indirdiğim uygulamaların hiçbiri işime yaramadı — ya reklam doluydu ya da Türkçe değildi. O an aklımda bir şey oturdu: “bunu ben de yapabilirim” değil, “bunu ben yapmalıyım.”
Swift’i seçtim çünkü Apple’ın dokümantasyonu şaşırtıcı derecede iyiydi ve SwiftUI’nin arayüzü görürken kod yazma mantığı bana tanıdık geldi — bir nevi 3 boyutlu model üzerinde çalışmaya benziyordu, sadece malzeme yerine kod vardı.
İlk hafta hiçbir şey anlamadım
Gerçekten. var ile let arasındaki farkı üç kere okudum, üçünde de unuttum. Ama pes etmedim, çünkü artık kaybedecek zamanım olmadığını biliyordum. Her akşam bir saat, hafta sonları biraz daha fazla. Bu yazı dizisi de aslında o günlerden bugüne kalan notlarım.